Copyright © 2008 RTÜK
 
 
 
Milli Eğitim Bakanının Mesajı

 


Türkiye'nin son yirmi yılına damga vuran en önemli gelişmelerden biri iletişim alanında gerçekleşmiştir. Okuyarak değil dinleyerek ve görerek öğrenmeyi seven bir toplum olduğumuz düşünülecek olursa, yirminci yüzyılın insan hayatını değiştiren en büyük icatlarından olan radyo ve televizyonun toplumu etkilemekteki yeri ve önemi daha iyi ortaya çıkacaktır.

Ülkemizde sayıları her geçen gün artan ulusal, bölgesel ve yerel televizyon kanalları ve %90’ların üzerinde seyreden televizyon izlenme oranları da, televizyonun Türk ailesinin temel referans noktalarından biri haline geldiğini ortaya koymaktadır.

Hepimizin bildiği gibi değer üreten bir araç olarak televizyon; sahip olduğu yüksek anlatım kabiliyeti ile toplumun her kesimine uygun tutum ve kanaatler geliştirmekte, bunları benimsetmekte ve yaygınlaştırmaktadır. Türk ailesinin nesilden nesile aktararak günümüze taşıdığı insani ve etik değerler, televizyonun güçlü söylemi karşısında önemini kaybetmektedir. Bir başka ifadeyle kitle iletişim araçları ve özellikle televizyon, ailenin değer üretme kabiliyetini köreltmektedir.

Çocuklar artık anne-babalarını ya da öğretmenlerini değil televizyon kahramanlarını model olarak benimsemekte, onlarla özdeşim kurmaktadır. Üzülerek söylemek gerekir ki, televizyon hayatımızı, bizim ona atfettiğimiz önemden de fazla etkilemektedir. Televizyon, internet vb. çocuğun yakın çevresini oluşturan okul dışı ortamlar, okulların en büyük rakibi haline gelmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla okul öğrenmelerini etkisizleştiren bu tür süreçleri disipline etmenin yolu da yine eğitimden geçmektedir.

Çocuklarımız, her gün asgari 4-5 saatlik sürelerle televizyonun her türlü olumsuz görüntü ve içeriğine maruz kalıyor. Bu probleme çözüm üretmek, başta eğitimciler olmak üzere medya çalışanları ile tüm kişi ve kurumların en öncelikli görevlerinden biridir.

Bakanlığımız ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun ortaklaşa yürüttükleri Medya Okuryazarlığı Dersi’ni de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. 2006-2007 Öğretim yılında 5 ilköğretim okulunda pilot uygulama olarak başlayan Medya Okuryazarlığı, 2007-2008 öğretim yılında 425.000, 2008-2009 öğretim yılında ise 1.020.000 ilköğretim ikinci kademe öğrencisi tarafından seçilen önemli bir ders haline gelmiştir.

Velilerimizin sağduyusu ve eğitim yöneticilerimizin gösterecekleri liderlik sayesinde 2009-2010 Öğretim Yılında da Medya Okuryazarlığı Dersinin hemen tüm ilköğretim 2. kademe öğrencilerimiz tarafından bir fırsat olarak değerlendirileceğine inanıyorum. Dileğimiz Medya Okuryazarlığı Dersinin birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi zorunlu ders olmasıdır.

Medya Okuryazarlığı eğitimi ile yayınlanan programların olası zararlarından çocuklarımızın en az etkilenmeleri sağlanmaya çalışılırken, medyadan da çocuklara ve gençlere kötü örnek olacak, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkileyebilecek yayınlara karşı daha duyarlı davranmalarını bekliyoruz.

Unutmayalım ki bizlerin yarına güvenle bakabilmesi, çocuklarımızın sağlıklı, mutlu her türlü ihmal ve istismardan uzak ortamlarda yaşamalarıyla yakından ilgilidir. Bu çalışmalara katkıda bulunmak hepimizin sorumluluğudur.