Copyright © 2008 RTÜK
 
 
 
10 Soruda Medya Okuryazarlığı


Medya Okuryazarlığı Dersinin amacı ve çerçevesi ne olmalıdır?

İlköğretim çağındaki yaklaşık 11 milyon çocuk günde ortalama 3-4 saat televizyon izlemektedir. İlköğretim çağı çocukları, televizyon izlemenin yanı sıra oyun ve araştırma amacıyla internete girmekte, radyo dinlemekte, gazete ve kitap okumaktadırlar. Dolayısıyla çocuklar da medyayı düzenli olarak takip eden yetişkinler gibi her gün kitle iletişim araçlarından yayılan binlerce mesaja maruz kalmaktadırlar. Mesajların böylesine yoğun olduğu gündelik yaşantıları içerisinde çocukları zararlı medya içeriğinin yaratacağı olumsuz etkilerden korumak için, onların televizyon izleme ve internet kullanma sürelerini kısıtlamak, ebeveynler tarafından sıkı bir şekilde denetlenmelerini sağlamak gibi koruyucu önlemler almak çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Kaldı ki pek çok çocuk ebeveynlerinin rehberliği olmaksızın televizyon izlemekte ve internet kullanmaktadır. Bu bakımdan çocukları kitle iletişim araçlarının olumsuz etkilerinden korumanın belki de en etkili yolunun, onlara medya okuryazarlığı becerisi kazandırmak olduğu söylenebilir.

Medya Okuryazarlığı Dersinin nihai hedefi; Medya karşısında etkiye en açık, en hassas grubu oluşturan çocukların, kitle iletişim araçlarının yapısını, işleyişini öğrenmelerini, kurgulanmış medya içeriğini bilinçli bir şekilde değerlendirmelerini ve eleştirel olarak izlemelerini, medya ile ilgili doğru soruları sorup doğru yanıtları bulabilmelerini sağlamaktır. Diğer bir ifadeyle Medya Okuryazarlığı Dersi, medyayı doğru okuyan, yaşadığı çevreye duyarlı, ülkesinin sorunlarını bilen medya mesajlarını akıl süzgecinden geçirebilen bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Burada en önemli görev medya Okuryazarlığı Dersini verecek olan değerli öğretmenlerimize düşmektedir. Çocuklarımıza bu dersi okutacak olan öğretmenlerimizin; kitle iletişim araçlarının içerebileceği zararlı mesajları ve etkilerini eleştirel ve yapılandırmacı düşünmenin süzgecinden geçirerek ele alırken, demokratik sistemin ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi açısından kitle iletişim araçlarının vazgeçilmezliği arasındaki hassas dengeyi göz önünde bulundurarak tutarlı bir eğitsel süreç oluşturmaları gerekmektedir.